Küresel piyasalarda geçtiğimiz haftanın ana temasını majör merkez bankalarının faiz kararları (Fed, ECB, BoE), ABD-İran ve İsrail arasında tırmanan sıcak çatışmalar ve savaş başladığından bu yana devam eden petrol arzına yönelik artan endişeler oluşturdu.
Bölgemizde artan jeopolitik risklerin ardından küresel ölçekte majör merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne ara verebileceğine ilişkin beklentiler güç kazanıyor hatta gelen açıklamalar da bunu destekler nitelikte
Geçtiğimiz hafta ABD Merkez Bankası (Fed) piyasa beklentilerine paralel olarak federal fon oran aralığını %3,50-%3,75 bandında sabit bıraktı. Artan jeopolitik riskler sonrası piyasalar FED’in 2026 yıl içerisindeki faiz indirimine gitmesini artık beklemiyor. Savaştan önce senenin kalanında 2 indirim bekleyen piyasalar geçen hafta beklentiyi temmuz ayında 1 indirime revize etmişti ancak son gelişmelerden sonra artık ekim ayında bir faiz artırımına %30 ihtimal veriliyor.
Ayrıca, geçtiğimiz hafta ABD’de üretici enflasyonu şubat ayında beklentilerin belirgin şekilde üzerinde gerçekleşti. ÜFE aylık bazda %0,7 artarak son yedi ayın en güçlü yükselişini kaydederken, yıllık artış %3,4 seviyesine çıktı.
İsrail’in Güney Pars gaz sahasına yaptığı saldırı sonrası Katar’daki dünyanın en büyük LNG ihracat tesisinin bulunduğu komplekse yönelik İran saldırısının "büyük hasar" oluşturduğunu bildirilmesiyle petrol fiyatları 112 doları aştı.
Bu iki gelişme altının seyrini önemli ölçüde etkiledi ve beklentilerden yüksek gelen ÜFE rakamından sonra hem borsalarda hem kıymetli madenlerde satış geldiğini görmüştük hafta ortasındaki gaz sahalarının vurulduğu haberinden sonra ise satışların daha da derinleştiğini kıymetli madenlerdeki geri çekilmenin günlük % 5’in üzerinde olduğunu haftalıkta ise %10-15 bandına ulaştığını görüyoruz.
Gaz sahalarının ve altyapıların vurulmaya başlanması sonrasında kısa vadede savaş bitse dahi petrol arzının ekonomilere ulaşmasının ciddi şekilde gecikmesine sebep olacak. Uzmanlar savaş şu anda bitse bölgeden yapılacak sevkiyatların eskisine dönmesinin 3/6 ay yarısı bir vakit alacağını söylüyor. Bölgeden yapılan sevkiyat günde 17 milyon varil düzeyindeydi. ABD günde 20-21mlyon varil tüketiyor. Tükiye’de 1-1.1 milyon varildir.
Bu gelişmelerle geçtiğimiz hafta cuma günü 4500$ altında kapanış yapan altın haftanın ilk gününde gerilemeye devam ederek 4100$ seviyesine yaklaştığını görüyoruz. Altın şubat ayındaki geri çekilmede 4400$’dan dönmüştü ancak bu hafta o seviyenin altını test ediyor. Orta & uzun vade yatırım yapmak isteyen yatırımcılar için 4,000-4,150$ bandının kademeli (parçalı) alım yapmak için makul seviyeler olmaya başladığını söyleyebiliriz.
Savaş tarafında yaşanacak gelişmelerin kıymetli madenleri yön bulma arayışındaki etkenlerin başında gelmeye devam edeceğini söyleyebiliriz. Piyasalar açıklanacak ekonomik verilerden daha çok savaş alanından gelen haberlere odaklı durumda.
Olası bir ateşkes görüşmesi ve savaşa ara verilmesi halinde kıymetli madenlerde yaşanan sert geri çekilmelerden sonra yukarı yönlü tepkilerin de sert olacağını belirtebiliriz.
Altında kuvvetli destekler sırasıyla 4,150 – 4,000 iken yukarı denemelerde 4,500 ve 4,600 iki direnç bölgesi olarak beliriyor.
Gümüş tarafına baktığımızda şubat ayındaki dibi olan 64$ ve psikolojik sınır olarak 60$’ın kuvvetli destekler olduğunu orta & uzun vade yatırım yapmak isteyen yatırımcılar için bu seviyelerin de kademeli (parçalı) alışa başlamak için uygun bölge olduğunu söyleyebiliriz.
Gümüşte kısa vadede yukarı yönlü hareketlerde ise 70$ ve 100 günlük ortalaması olan 74$ direnç seviyeleri olarak karşımıza çıkıyor.

