Amerika ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırı sonrasında hem borsalarda hem kıymetli madenler piyasasında oynaklığın arttığı bir döneme giriyoruz. Jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde belirsizliklerin oldukça yükseldiğini görüyoruz. Basra körfezinin fiilen kapanmasıyla dünyaya petrol sevkiyatının %20 sinin gerçekleştiği bu taraftan gelen sevkiyatların durması petrol fiyatlarının bir haftada oldukça sert yükselmesiyle sonuçlandı ve Brent petrolün cuma günü 91 $ seviyesine kadar yükseldiğini gördük.
Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş ile savaş öncesi 70$ altında olan Brent petrol varil fiyatının geçtiğimiz hafta cuma günü 90$ seviyesini aştığını, bu haftanın ilk gününde ise asya seansında 114$ kadar yükseldikten sonra öğlen saatlerinde 100-105$ bandında yataya girdiğini görüyoruz. Savaşın ne kadar sürebileceğinin yarattığı belirsizlik varlık fiyatlamalarında dalgalanmaya yol açmakta.
Enerji fiyatlarındaki bu yukarı yönlü hareketin de hem Türkiye’de hem Amerika'da ve diğer bütün ülkelerde enflasyonda yukarı yönlü riskleri arttırdığını görüyoruz.
Maliyet enflasyonu tarafından gelecek bu hareketin uzun soluklu olması (yani petrol fiyatlarının 80-90$ üzerinde haftalarca kalması) halinde enflasyonda bir yapışkanlık yaparak küresel enflasyonu arttırdığını, enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiğini görebiliriz.
Amerikan yatırım bankası Goldman Sachs’ın hafta sonu yayınladığı raporunda Brent petrolün 77 $ seviyesinde kalıcı olması halinde enflasyonun %2,4’ten %3’e yükseleceği yönünde bir analiz paylaştı.
TCMB’nin de petrol fiyatlarındaki her 10$’lık yükselişin enflasyona 1 puan katkı yaptığını belirten analizini dikkate alacak olursak petrol fiyatlarındaki 20-30$’lık yükselişin kalıcı olması halinde sene sonu enflasyon beklentilerinin 2-3 puan yukarı yönlü revize edilmesi gündeme gelebilecektir. Buna benzer olarak ABD için de petrol fiyatındaki 10 dolarlık yükselişin Amerika’da enflasyonu 0,6 puan yükseltebileceği yönünde bir rapor yayınlanmış oldu. Eğer enerji fiyatlarındaki artış daha yüksek bir seviyelerde kalıcı hal alırsa bu Amerika’da %3’ün üzerinde bir enflasyonla karşılaşabileceğimiz anlamına geliyor. Enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketin bu şekilde enflasyona sebep olabilecek olması Amerikan merkez bankasının da (FED) önümüzdeki dönem için beklenen faiz indirimlerine ara vermesi ihtimalini arttırıyor. Son gelişmelerden sonra ABD merkez bankası FED’in bu sene yapacağı ilk indirim temmuz ayına ötelenmiş durumda ve bu sene FED’den beklenen indirim adeti 2 toplantıya gerilemiş durumda.
Savaş ortamının yarattığı belirsizliğin sonucunda dolar endeksinin bir hafta içinde 97,5 seviyesinden 99 seviyesine (Doların diğer para birimlerine karşı değer kazanmasıyla) ve ABD 10 yıllık tahvil faizinin 1 hafta içinde %3,9 seviyesinden 4’ü aşarak %4,18’e kadar yükseldiğini görüyoruz. Kıymetli madenlerin alternatifi olan bu risksiz faiz getirisinin yükseliyor olmasının bir faiz getirisi sunmayan kıymetli madenlere kar satışı getirdiğini görüyoruz.
Savaş haberlerinin gelmesinin ardından hafta başında altının ons fiyatının 5.400 doları, gümüşün ons fiyatının ise 96 doları geçtiğini görmüştük. Enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketin enflasyona sebep olacağı beklentisi ve bunun da Amerikan merkez bankası FED’in faiz indirimlerini ara vereceği ihtimalini kuvvetlendirmesi ile gelen kar satışlarıyla altın hafta içinde 5.000 dolara kadar gümüşün 77 dolara kadar geri çekildikten sonra haftanın son işlem gününde altının tekrar 5.200 seviyesine yaklaştığını gümüşün de 84 $ seviyesinin üzerine çıktığını gördük. Haftanın ilk gününde ise altın ve gümüşte kademeli olarak geri çekilme devam ediyor. Ancak gerilemelerin sınırlı olduğunu gözlemliyoruz. Cuma gününü 5150$ seviyesinden tamamlayan altın haftanın ilk gününde 5000$ seviyesine yaklaştıktan sonra öğlen saatlerinde işleme 5090$ seviyesinden devam ediyor. Gümüş cephesinde ise geçen haftayı 84$ üstünden tamamladıktan sonra haftanın ilk günü 79$ seviyesine kadar geri çekildikten sonra öğlen saatlerinde 83-84$ bandına geri dönmüş durumda.
Bu iki değerli metalde gelecek kar satışlarının sınırlı kalması ve orta vadede altın ve gümüşün yukarı yönlü trendini koruması daha yüksek bir ihtimal olarak görünüyor. Jeopolitik risklerin devam ediyor olmasıyla bunun getirdiği belirsizliklerin artıyor olması, hem de dünyada merkez bankalarının altın almaya devam etmesi altının yukarı yönlü hareketini destekleyen 2 önemli unsur olarak karşımıza çıkmakta.
Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre, küresel fiziksel destekli altın ETF’leri (Borsa Yatırım Fonları) şubat ayında 5,3 milyar dolarlık giriş kaydederek yükseliş serisini dokuzuncu aya taşıdı. Bu güçlü performansla birlikte 2026 yılı, altın ETF’leri için tarihin en iyi ilk iki aylık başlangıcı olarak kayıtlara geçti
Altın kısa vadede 5,150 $ üzerinde kaldıkça 5,300 $ seviyesi hedef olacaktır. 5150$ altına sarkması halinde önemli iki destek seviyesi 5100 ve 5000$ olarak karşımıza çıkıyor.
Orta vadede ise 50 günlük ortalaması olan 4880$ seviyesi üzerinde kaldıkça yukarı yönlü ivmeyi koruyacağını söyleyebiliriz. Bu nedenle aşağıda tarafta 4880$ seviyesi takip edilebilecek en önemli seviye konumunda.
Gümüş ise 50 günlük ortalaması olan 85,5$ seviyenin altında bir kapanış yaptı. Kısa vadede 85,5 altında kaldıkça 80$ ve 77$ seviyelerini test edebilir. 77$ altında gerçekleşecek kapanışların kısa vadede görüntüsü negatife çevireceğini ve 72$-68$ bandına doğru bir geri çekilme potansiyelini ortaya çıkaracağını söyleyebiliriz. 85,5 $ seviyesinin üzerinde yapacağı kapanışlarda ise 90 ve 94 $ seviyelerine doğru hareketin devam etme ihtimali artacaktır.

